Amelie, 16 yasina geldiginde ise cantasini toplayip kendi yasamini kurmaya koyulur. Yine Paris icinde yasamaya devam eden Amelie, bir cafe'de calismaya baslar.
Kutuyu sahibine ilettiginde eger sahibi duygulanirsa, Amelie bundan sonra hayatini insanlari mutlu etmeye adayarak gecirecektir.
Amelie butun bunlar arasinda, cok fazla suya sabuna dokunmayan yasayip giden bir hayalet gibidir. Ta ki bir gun ufak bir cocugun oyuncak teneke kutusunu bulana kadar.
Tabii butun bu 'baskalarini mutlu etme' cabalari arasinda, kendi hayatini neredeyse unutan Amelie'nin de yardima ihtiyaci vardir. Amelie tren istasyonlarindaki Polaroid makinalarinda cekilen fotograflari begenmeyip atılanlarini toplayıp birlestirmeyi hobi edinen kendi gibi enteresan bir gence ilgi duymaya baslar ama bir turlu adama 'normal' yollardan ilgisini belli edemez.